İnsan beyni nasıl çalışır? Eylül 16
Jung’un alt beyin üst beyin dediği, freun’un bilinç üstü bilinç altı dediğini; Ercan Tuzcular analitik bilinç ve siber bilinç diye adlandırıyor.
Günümüz insanı siber bilincinin potansiyelini kullanabilecek gelişmişliğe sahip değil. Peki sahip olamaz mı? Tabi ki olabilir.
Siber bilincimiz doğduğumuz andan itibaren aldığımız tüm iletilerin depolandığı yerdir. Bu bilgileri nasıl işleyeceğimiz ise çalışma sistemimizle ilgili bir durum.
Psikanalizde hipnoz edilen kişinin bilinç altına girilip aksaklığa neden olan olay anına gidilir.
Nasıl gidilir? Bir film şeridi düşünün, doğduğunuz andan itibaren ki yaşamınız boyunca aldığınız tüm iletiler bu şeritte depolanıyor. Öyle ki sokakta biriyle konuşuyorsun, yoğunluğunuz, yani dikkatiniz dinlediğiniz yada anlatımda bulunduğunuz arkadaşınızda. Ama aynı anda yola bakıyorsunuz. İşte işin ilginç yanı burada başlıyor. Baktığınız yoldan geçen arabanın rengi, markası ve hatta plakası siber bilincinizde depolanır. İşte bu depolananların hipnoz durumunda açığa çıkması söz konusudur.
Bilinç altından bilinç üstüne bilgi çıkışına bir örnek de rüyalardır. Bilinç altına itilen olay bir takım semboller ile açığa çıkar. Bu kısa bir zaman kesrinde olmasına rağmen rüyayı daha uzun bir zaman süresinde gördüğümüzü düşünürüz.
Gelelim şizofreniye. Hasta bilinçaltının olanaklarından yararlanır. Bunun sebebi , bilinçaltı ile bilinç üstü arasındaki duvarın ortadan kalkmasıdır. Bu mikrobik yada psikolojik nedenler sebebiyle olabilir. Seri katil bir şizofreni hastasını düşünün o kadar zekice davranır ki dedektifler bir türlü bulamaz. Ancak ekip çalışması ile yada bir dedektifin uzun zaman alan uğraşları ile ancak yakalanabilir.
Sağlıklı bir insan bazı teknikleri kullanarak bu alana girip sistemli bir biçimde siber bilincinin olanaklarından yararlanabilir dedik.
Bir arkadaşımın nişanlısı ile ayrılması sonucu oluşan bazı sorunlarını çözmeye çalışıyordu. Daha doğrusu ayrılmalarına sebep olan olay anının ayrıntılarını hatırlamak istiyordu. Bir öneride bulundum. Bunu kendi kendine uyguladı. Bana söylediği, olayı tüm detayı ile hatırlayabildiği ve ayrıntıları gözden geçirdiği idi ben bu olayın ayrıntılarını bilmiyorum. Bildiğim sadece ayrıldıkları. Uyguladığı teknik ile arkadaş suçun kendinde olmadığını anlamış ve bana vicdanının rahat olduğunu söylüyordu.
Siber bilinci daha iyi anlayabilmek için size bir örnek daha vereceğim: ilkokul mezunu bir kadın bir kaza geçirir ve komaya girer. Koma halinde iken, bazı Latince metinleri sayıkladığı dikkat çeker. İşin ilginç yanı ise bu sayıklama halinde söylenenlerin bir akademisyenin bilebileceği seviyede olmasıdır. Peki bu nasıl oluyor? Olayın aydınlanması, kadının yaptığı işin anlaşılması ile oluyor. Kadın bir üniversitede temizlikçi. Hoca metinleri yüksek sesle okuyor Metinleri profesörün odasını temizlerken farkında olmadan siber bilinci kaydediyor. Koma halinde iken kadının siber bilincinde depolanan bilgiler analitik bilincine gelip dudaklarından dökülüyor.
Bilgilerimizi ne kadar düzenli depoluyoruz? Bir market düşünelim. Neler var? Reyonlarda çeşit ürünler arz ediliyor. Raflarda eksilen ürünler depodan takviye ediliyor. Bunun öncesinde depoya mal girişi var. Bu döngülerin tamamını organizmaya benzetelim. Efor, yer değiştirme, iletişim, depolama ve yönetim üzerine fikirler üretelim. Depoya mal girişini organizmayı etkileyen çevresel etkenler olarak betimleyelim. Mal olarak da bilgiyi. Depolamada iyi bir işçilik yapılırsa; içecekler, kuru yiyecekler vb. kategorilerine göre yerleştirilir. Sonuçta reyonda eksilen malların yerine konulması için daha az emek gücü gerekecektir. Bu ise iyi bir yönetim ile olur. Sistem oturtulursa yönetim için daha az zaman gerekecektir.
Beynimizde de yeterli bilgi düzenli bir biçimde yerleştirilmiş ise yani çevresel etkenlerle düzensiz biçimde yüklendiğimiz bilgiler sistemimiz ile düzene sokulmuş ise; bilgiler daha hızlı ve doğru bir biçimde kullanıma hazırdır. Bu iyi bir yönetim tabirimize karşılık düşer.











